19 Şubat 2018 Pazartesi

2/5



doğru cevabı biliyor
doğru cevabı söylerse
doğru onun olacak
ama tereddüt ediyor
yassı ışında

o'na göre
hayat
 bir tereddütle
güncesini doldurmak

zarifliği 
kendi savaşında 
kendini
güçsüz kılıyor

o'nu dinlerken
o'nu yalnız bırakacak
yeri düşünüyorum

günler
herkesin takviminde olduğu gibi

serüvenin bir sonraki sahnesi için
güzel kuşam





Call you up on the telephone, no-one answer
Call again, it rings, I call again
I think of stopping by or stopping in
But never leave home
Tripping back and forth between the bar and home
Looking back and forth at what I done
Collected bottle caps and soggy scraps of high life label peelings
Running tabs, a running up and down the walls again
Climbing up the slang on stalls again
Somethin' 'bout the better times tonight and baby Jesus
Your letters are the ladder I climb rung by rung
To claw my way up to the gates of heaven
The sketches and scratches you draw drunk and alone
Gives me the map that I'll follow back home
Back home, follow back home, back home
Follow back home, back home


Send me home, take me home
I gotta get, I gotta go
Cut me up, cut me off, kick me
I'm a busy man, I got a schedule to keep
Where's my data, where's my gun, where's my hat
I'm madder than a... where's my phone, where's my fax
Can't look past you're hacking at the forest but you never hit a tree
Tell me one more time, tell me once more, promise that I'll listen
But I can't be promis-isn' I'll be baking cakes
Or building you no castles by the sea


Good little lady you driving me crazy
Why don't you swing my way and find your seat
Your lipstick is lazy, your eyes are all hazy
But there's somethin' behind the whiskey whispers you speak
That rocks me to sleep


There must be something terribly wrong with me
Sometimes I feel like I haven't learned anythi

17 Şubat 2018 Cumartesi

Göl Nakışı

tabaklarda artıklar, karınlara saplanan karmaşalar

vitrin camından daha kasık aile danışmanları

eşini bulamadığı çorabı kafasına takan psikiyatri gönüllüleri

çatalında beynini bırakmış
diplomatlar 

dudağıma yaklaşın
öncelikle
normlar normalleştirilir

teleferikte fenerimin camının kırdılar
ama görünüyor
nemesis gurablistanın kepenklerini kapatıyor

bunu çok defa yaptı
elleri bu yüzden çok güzel

bütün parmak izlerini geriye sarabilirim

ama elleri çok özenli 
izleri estetik kıvrılı

bu sanatını
eylemsizlikte onunla buluşturacağım

çıplakken kıyafet aramadığım 
biliyor



13 Şubat 2018 Salı

Karton Bulmacasında On Delik


orada
hiçbir şey olmuyorken

batıl bakır dürbünlerle kozayı kuduzlamak

köpek dişinde misli uykularla
söylediklerim

öte evine seni bıraktığım gibi

açık seçik
bozguncu mercek
bozuk göz
ve tozun rolü

her şeyi ele geçirebilirsin
terasları 
yolları 
ay'ı 
ve 
ters tezinde yanlışı

matah dudağında
plankton 
bizlerle oyalayıp
sizlerle oynuyor

bir saniye arayla
eylemlerin yeni başlıyor
evi her harekette uzaklaşıyor 

çil banliyö
ritimi aksak bir öpüşten 

makarada
 sarış
bin
mil

küt mürettebatlar senin olsun

sert yüzeyde
sandala sıçra

kancayı boşver
burada bir fanusa sıkıştırılmış okyanus var



The scene then was daylight failing, You on the sidewalk, me at the railing. A rain cloud growled low in the distance — My sorrow, my engine, warming its pistons. “I can’t live without you,” I said. You were grinning. Such are the swamps that we swim in. Wherever you go, the sun ought to shine, Though it won’t shine for you all of the time. But clouds are just clouds, And mirrors just sand. And if you should want me, You know where I am. Old songs on the radio play. I can’t feel ‘em. Will I someday? Strangers walk slow past my window. Kind, gentle people, maybe, But how will I know? I wish I could hate you, but I cannot do it. You are my fortune, my ruin. Wherever you go, the sun ought to shine, Though it won’t shine for you all of the time. But clouds are just clouds, And mirrors just sand. And if you should want me, You know where I am. I work and I wash and I laugh when I can, But I don’t feel nothing, And no one understands Why I miss you — my shackle, my jailer, my jail. Memory is the vessel. Time is just a sail. I still can’t live without you, And you’re still here grinning. Such are the swamps that we swim in. Wherever you go, the sun ought to shine, Though it won’t shine for you all of the time. But clouds are just clouds, And mirrors just sand. And if you should want me, You know where I am.


11 Şubat 2018 Pazar

Esir

ama kumarbazlar ve şairler
 vakti gelince
 bırakır
zarları

öyleyse
seni aşağı bırakan yoz iplerden
sıyrılarak
  bize güzel bir zemin seçelim

bu yükseliştir

şimdilik
seninleyim

dayatı 
terli saatlerin
nezaketinde
cekete sarılarak
kaçar

kendisine şiir yazılmayı 
ve kumarda son kozunu bekleyen
kadına
sarılarak

ağaçlar da sarılık
güz kışı yendi

amiyane bir betimlemedense
birleştiğimiz zamanı
geleceğe değil
geriye doğru 
çizerim

bu kayda değer

bu gece benimsin



9 Şubat 2018 Cuma

1/5


üstelemek





This is the place
Sit down, you’re safe now
You’ve been stuck in a lift
We’ve been trying to reach you, Thom
This is the place
It won’t hurt ever again
The smell of air conditioning
The fish are belly up
Empty all your pockets
Because it’s time to come home

This is the place
Remember me? I’m the face you always see
You’ve been stuck in a lift
In the belly of a whale at the bottom of the ocean

The smell of air conditioning
The fish are belly up
Empty all your pockets
Because it’s time to come home
The smell of air conditioning
The fish are belly up
Ah, let it go

Today is the first day
Of the rest of your days
So lighten up, squirt

8 Şubat 2018 Perşembe

Bu Gece Solungacın Ne Renk

bana kalırsa en büyük devrim
ihtiyarlar 
sokak çöplüklerinden korkarken
çocuklarınıza
tarih
okutmamaktır

geçmiş iğnelenirken
gelecek kumaşını terziye vermez

bu merkezi bir kilit

ama hasta ve solgun iribarne

yaklaşıyoruz
orta bilyeli bir şarap

aklımda iki soru var
jartiyerinde sökülen kirke'ye ne oldu



Winter I can't live without you even when you freeze me out cus' I roll in late on the highway, flying leave the windows open your breath upon my face lips pursed to my cheek the cold will bring us close filled with fire lights such a steady snow Its only you tonight, only you tonight

6 Şubat 2018 Salı

Tanığın Hitabı


sallantıdaki adak isimler kurgu kurtarır
ve
 bu 
 yasağı delmenin fiyakasına atılmış gelişi güzel karalamalardan
başka bir şey değildir

çoğu zaman işe yarar
çoğu zaman işe yarar

zihnin rastlantısını takip ettiğinde
mantığın işareti
tanığın hitabıdır

tüm diyagramları birleştirdiğinde
magazine dönüşmüş hareket komutlarını af-larsın

sonra
kendi korkuluğuna kendini asmak

fakat aşinalar güdülü reflekslerinden arındığında
o sesi duyarsın

kaosun sesi

yavaş ve yanıltıcı olmadan tamamlanan
bir çemberin ortasında 
aralıkların dolmasını beklersin

aralıkların aralıkları bile dolar

teğet isimler
hizasal motifler
günlük tekrarları
senkronize anılar

hepsi

o yüzden
oraya sığmaz















5 Şubat 2018 Pazartesi

Vernik Türbülansı


uzağa uzanıp

teknemin ahşaplarından 
erzaklarında yatıp
kışı atlatacak kadar 
tahta parçaları çıkar diye
düşlüyorlar

baltaları gri bezle sıkılaştırılmış
avuçları bilinmezlikle küsürat

astigmat merceklerime rağmen
dudak kıpırtılarını görebiliyorum

postallarımın ait değiliz tekrarı
topraklarda neşeli terapiyle
farkında 

öğütümü dinleyin
bu teknenin alevi büyük olur

rasyonel dinletiler sunarken 
hedef saptırıyor

şşh sessizlik 
marzanna konuşuyor! 


Geçen gün bir otobüs vardı.
boş eski otobüs.
yolcuları bekleyen küçük il kasabasının tozlu istasyon meydanında durdu.

Bir gün tek yön bilet alacağım
ve sadece ayrılacağım
Özgür olacağım

ama burada her şeyi bitirmedim
biraz acı çekmek zorunda kalacak. .

ancak bir ucunda ücretsiz bilet için bir kaderi kazanacağım olabilir

O zaman memnun olurum
Özgür olmak ister misin?
Bilmiyorum ...
ama bundan korkmam için eminim

çünkü sevdiğim herkesi sonsuza kadar hatırlayacağım.



2 Şubat 2018 Cuma


küp






In the back of my machine,
When I look upon the Earth...
I feel afraid, lost at sea
And the stars don't look so friendly.
Be alone in the space
Is not as cool as in the movies.

What are you gonna do?

I'll play the bongo, bongo, bongo Tido
Hit the bongo, bongo, bongo, Tido

To Altaïr, iaeyehe!

Our Generation kids were fucking insane,
It's like cities, brands, TV, fashion all look the same.
While the Earth collapsed we were stuck on the screens,
Rotted brains my friend no longer can dream.

What are you gonna do?

I'll play the bongo, bongo, bongo Tido
Hit the bongo, bongo, bongo, Tido

To Altaïr, iaeyehe!

31 Ocak 2018 Çarşamba

Kanlı-Mavi-Dolun

ilizyonistin mutlak gerçeği
rastlantısal mentalizm

onu orada izlerken
yüzümde
parke delikleri renginde 
boş kağıtlı 
kahve lekesi

ben yine de
her kimseyi egale edip
kahverengi demem

ay, üslupsuz 
zamanı dişiyle kırar
ve bir tanrıçayla tokalaştırır

hayır düşündüğümüz gibi olmaz
bir tanışma değildir
çünkü değer kavramları dogmatiktir

 bu yüzden
tüy, kusursuzluktan
dogmadan

hayat, dogmalar azaltmasıdır

unutma
ilizyonistin mutlak gerçeğidir
rastlantısal mentalizm

burası kulaklara aşina değil
ama
hırsızlar buradan vazolarımı çalar
ve sadece içindeki boncukları yazar

kulaklarına boncuklar tıka
ben vazolarda kalacağım

çünlü 
senaryo içindeki küçük kurgular 
bana her şeyi yaptırıyor

zincirim klipsli
ama vazomda benim gördüğüm
 boncuklar değil
sadece balık var

gözü parlıyor
bildiğimi biliyor 








29 Ocak 2018 Pazartesi

Eksiliş Tamamlamada Büyük Atılım




bullet head

tarih bir kayadır , tutuyorsan yüzemezsin..

son zamanların en iyisi , tuhaf bilinç altı

bende
süreç yalıtımı daha eksiksiz
nadiren alışkanlıklardan toz yutsam da
törpülüyorum

bu bu filmin girdisi
ay kurdelenden sarkacak
dokunmamak için dans edeceğim

senin bileklerin