26 Temmuz 2017 Çarşamba

Lakin

yine de 
kıstas lüzumla
avcun ıslak boynumda
ve
boynumdan uzanan
şu soyguncular

henüz dünyadan çalamamışlardır anahtarlarını
veya transatlantikler henüz çalıştıramamıştır motorlarını

söyleyeceklerini yutmuş bir şarapsa
korkak kadehler karşısında

kozu kuzguna ayartan sabah
ne değişmiyorsa öylece kalır

bitap ütücü
belli başlı kararların şeridini takip ediyor

neptün
piyangoları sizin olsun
biraz durgunluk tercihim





21 Temmuz 2017 Cuma

Artık Varmak Üzereyiz


poster izi 
çok geçmeden
bir yeni tahtanın arkasına saklanıyor
sadece bu yüzden
kutup pulu
sızarsam beni omzunda dünyaya sat

çünkü


Peş


o kadarıyla saklı alakart takılarının arasında
küfürsüz bir lügat
zihnimin tablolarında
belirse de 

neptünde bir parsel okyanus için açık arttırmadaydım



19 Temmuz 2017 Çarşamba

dökülü köklerinde
 bana çiçek verme

/

şarkımız son çeyreğin
sakinliğine dokunarak çalıyor

17 Temmuz 2017 Pazartesi

23


arşiv katlarımda
sayısal ayracımla birlikte
yaz bakısında hesapladığım poyrazları anımsıyorum da
soygazlarla panjurlar yaptığım
ahşap pedalleri dirseklere takmayı unutmuşum ..

aslına bakarsan küçük bir ayrıntı 
fakat bu ayrıntı tüm hareketlerin kontrolünü sağlıyor

yavaş , hızlı ve tempolu

birçok kahverengi seyirde
misyon olarak gerçeküstücülüğün 
roketlerini ateşlediğimde

giz , bu yüze vuralan en sığ tabirdi

bahsettiğim düğümler , gerçekten de düğümdü
dolaşılıklığı fazla abarttığımda
aldığım haz gurablista'nın zihnimdeki saygınlığını
paçavra edebilir diye düşündüm

kaygı değil , siktiriboktan bir beyin göçü

sanırım 
biz 
 birbirimize dokunan ipliklerimizde 
sadece 
 kendimizi empoze ediyoruz

zigon masada bir boş bardakla
geçen birkaç saat boyunca 
yazmaya ara verip vermediğimi düşündüm

beni bu düşünceye iten
birkaç yüzyıldır yazdığım hiçbir şeyi hatırlamayışım
ve bunun üzerine bir eksilti hissetmemekti

benden diri daktiloyu görünce
edatlarımla epeyledim 
 kendime bahsettiğim aralığı düşündüm

gözlem için tarihe kuşelenmiş kıyafetlerimle adımladığımda
aklımdaki algoritma neyi kapsıyordu ?

galileo'ya jüpiter ile ilgili bulduğum bir uydudan bahsedecektim
seraphime'e poz kıvrılarının onu eriteceğinden
alaşa dönemin eski misafirine yükselişin çakılmaya işaret ettiğine
çocukluk gecemin sabah vaktinde sisinden
düğümleri bir kurgunun sonunda fırlatmayı hesaplıyordum

ama
her şey koşar adımlıydı
şimdi biraz daha durduğumu hissediyorum





14 Temmuz 2017 Cuma

Rağmen

gülünçlüğüne kıyasla
tarak kemiğine saçları dökülürken 
gülümsedi

gülümseyin ! 
makasın sahibiyim 

melodramla süslenmiş bir canhıraş 
ağın sahibine küfür eden trikotaş

ve

bütün dolaşmış hayatların çözüldükleri yer için
anımsanan
düğümler

O

dolaşıklık sarmalında
 iplerin şarabını yudumladıkça 
dudaklarını gever

gülümseyin ! 
dişlerin sahibiyim

bu yataklar bizi tımarladı
hücremizde şişelerce sağır

O

örs suretinin duyduklarıyla frapan

ben
kravatımda salaş vakalarla 
sevişmelerin sertliğindeyken
nazik olan dolunay

ama beni dinleyin! 
korunaklı zihnin 
evrende birleştirdiği noktalarda 
kesinlikle bir bağ var

harflerle dolu cetveli elinize alın
ve her şeyi zamanın içinde
 oturması gereken koltuğa oturtun 

böylelikle
nedenleri ve yaşamı çözümlersiniz

O'nu 
şimdilik boşverin 

ben şimdilik küflü makasla görevlendirildim

gülümseyin
saçlar sizin 

ve evrene minnetarım




13 Temmuz 2017 Perşembe

Ve


kuvars öp 
minimal kitlelere

açık sarıya açık sarıl! 

Saç beyazsa şapka siyah olur efendim

Renkler anatomisinde
Raptiyede acı yazı
Misafir surat kalır

Ulu turunç
Yokuştan aşağı
Baraka kara bakıda

Yine de
Parlayan şu omuz 
Beni dinlendiriyor

Omzuma ritüel vernikler sürüyor

Bu omuz eklemime bağlı

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Zil



adım adım geriye dönüyor
bitiminde muazzam takılar
görüyor
fakat
neden şimdiye siktir çektiriyor
anlamıyorum

biz
kuma susmuş
kuşkuyuz

bir kavanozfa yarım çamur
tek tek uzanıyorlar

bütün ışıkları yükselttim
geleceksin 




9 Temmuz 2017 Pazar

Açık Arttırmada Sessizlik

saçlarının yanındaki topraklarımı satıyorum !

topuğu toprağa dokunuyor

ama üzerindeyken
adımı nefes nefes bana söylüyor
bir şarkı yazıyorum

şu sıralar

4 Temmuz 2017 Salı

Mizahşör

fakat hep diyorum ya
 benden önce çekildi sular

ben de 
biraz asık surat
biraz da kabulleniş getirdim kabuğuma
  
gurablista'yı inkar eden tüm olgusal aşağılamaların
küçük düşmesini izlemek için
göç sarısı bir koltuk alacağım

dipnot 
balıklar dünyaya şeffaf bir perdenin arkasından bakar

eylemim, çoğunlukla ilerleyişte 
odağın hissizliğini farkedip
yolu patlatmaktır








2 Temmuz 2017 Pazar

Transendentalizm



aşkınlık arasında sallanan bir devir
revirlerinde deri kaplamalı kemikler yutar

sakin kalanlar arasında
fasit mükafat
ve 
dili ağır jakaranda

ben de tam olarak burayı tanımıyorum derrida (!)

andré breton
sırtımı sıvazlıyor
ve manifestosunu çıkarıyor ağzından
omuzlarımda duyduğum kadarıyla 

Gelecekte, görünürde birbiriyle çelişen bu iki halin, rüya ile gerçekliğin, mutlak bir gerçeklik içinde, tabir-i caizse sürrealite içinde çözüleceğine inanıyorum .

derridanın kendine özgü metafiziğiyle kayboluyor ortadan haha ! 

umu bir sahnenin arkasında bekliyor

zihnimdeki makineyi dinliyorum
ses
putamende , pearl harbor baskını yapıldığını söylüyor

edward hopper
beni bir barda denizci şapkasıyla resmediyor

ama neyi değiştirir

retrospektif merceğim 
kırılan ışığa aşina

tahribat için
bez dudaklar
tadilat için küf edatlar 







1 Temmuz 2017 Cumartesi

Yoyo

İlk olarak tek düğümlüler 
çözülsün

Maki yokuşta fasıl çeyiz

Bu gece yazdıklarımı oku
Ah yine her şeyi biliyorum

Prematüre kurgunun misinasında
Suya salınan kancalar

İlk olarak tek düğümleri çözüyorum
bu benim zihnimin eylemi

Daha sonra makara kendiliğinden sarıyor 

Alberto düğümlüler kendiliğinden kopuyor

Aslında bu zihnimin yarı saydam onayında gelişiyor 
tek düğümlülerden sonra haklı pazar

rigova düğümler de çarkın keskin yüzünde kopuyor

olup biteni gördükçe
yukarılara bakıp ay'ı çatına gömüyorum 

evinde çıplak ruhun yuvarlak parlaklığında seni arzuluyorum 

orvis bağıma geliyor sıra
misinada son kalanlar
yumruk kabuğumda kopmaz diyorım

ama kopuyor
planım çürürken 
hareketsiz gölü dinliyorum 

bana kalırsa sana çok benziyor 

senin yüzünde yabancı aylak bir mimik

yine bir kurgum patlıyor
tek düğümlülerden sonra hepsi sırayla yok oluyor 

savunuyorum ve onaylıyorum

bir balık 
kancasız bir misinaya takılır mı 
artık hiç bilmiyorum
artık hiçi biliyorum 

çatına ağ seriyor 
bu sonuç

ve tekrarlıyor
zaten aşina yarışımın 
bitişinde 
çatılarına uçurtma uçururum 

yap bir delilik 
sandala atla 
yoksa devrileceğim

bileklerimde san diego jam bağı

lirikal kalbin seremoni düzenliyor 
fakat hemingway in masasında 
neptün çeviriyorum aynalarına

rağmenlere kahven kapalı bolero
açıl karşımda

elimde yoyo
vagonlar benim
sen güzelsin 

ben üveyim

metraj sen kutunda
seni tamamlayan
her şey diyorum uğraşıma


29 Haziran 2017 Perşembe

Bu Yol Plakasında Ne Yazıyor

Anın içinde - ne yapıyorum - lar çoğaldıkça
bahçemdeki vidaların sıkı harflerle gevşediği
ahşap mağaralara konuk oluşum

durağanlaşıyor
fakat
burada henüz tepkini çekecek bir bağlamken
orada özün benim en büyük şantajıma dönüşüyor


parakete salığı
misinanın ucunda 
planımı yüzüme hicapla çarpıyor

iskandilin lal sarkacı
ıslanmış tolerans halkasını sunuyor

şamandırada tantrik titreşimler ölçüyorum

yuvalanmış plotalarda
kan çekilişleri

fakat beni endişelendiren

parmaklarım dudaklarının bilmecesini çözerken
dudaklarım hangi şarkıyı söyleyecek? 


27 Haziran 2017 Salı

Antagonizma






buraya kadar geldim fakat conta yandı 
kulağımda külüstür kornanın takılı dansı 
bozuk camın alınganlığından kontağı fırlattım 
o an tek ortağım küs küllüğün vedasıyla 


bir radyo vardı bir de aynadan sarkan balık 
torpidoda aşkım yumruk kalmıştı 
çiçek açmıştım 


sonrası hurdaydı ve her şey 
yol bir sevdaydı kulaklarımda ruhun sesi 
yaşın dedi , dağlar geçmiştir 
kapı kolunda son bir tokalaşmak kadar 
dahiyaneydi , fikrim 

son bir bakış plakamda 
plakamda yazılan ruhuna kazına 
aklama beni 
yaptım çok hata

26 Haziran 2017 Pazartesi

Geldim



 hile kuzgunlarım arasında sabah ..

kozmosun yıldız yağmurları alkışında 
ve
tuzağın rendeliği boşlukta kazanç

işte bu tam istediğim gibi !  ihtiyar yeryuvar

larissa çiz merkür anlat
ve bütün kara delikler 
inansın bu safsataya

bir cümle rampa çıkar
 arka camda uzaklaşır tüm levhalar

fakat geride kalan işaretleri de takip edin

mesela
ben siyah gömleğimi giydiğimde
sandalda uyuklayan bir adama dönüşürüm
ama o'nun görmediğim dudakları dalga gibi
sandala çarpar .. kurur ve aşar
ben aklımı dağıtırım , elimde asılı misinayla

bir benzetmenin kucağında 
inleyen bu teşhis
sırtıma nidalar çiziyor

pek tabi iz 
dehliz ?

rötar yapmış kararsızlığında
küresi patladığında
kahverengi yönlere yayılacağım

bir boşalışsa bu !



Bugün


irlanda barında bir gitar telini kopardım
bu eylem beni manş tüneline kadar kovalattırdı

gece 4 ve 5 arası
zokyak'ı çarka benzetip
birkaç tur çevirdiğim için
güney meksikalılar güne üzgün kalkıyormuş

neredeyse suçlu sayılırım

duomo katedralinde mumlar söndürdüğüm için  
sibirya halkının beni kahraman ilan ettikleri söyleniyor

oysa ben
varşova'da zift kahvemden yudumlarken
berchtesgaden'in patika yollarını düşlüyorum

üzerinde haymatlos yazan bir plaka hazırlıyorum
bana sandala kadar eşlik eden külüstürün ses kaydını aldığımda
solucan evcilleştirmekte gönüllü olduğumu söyleyeceğim






What if the sun became a shooting star, and gave us one last wish to have, and you and I were all that's left, this is not a fear trap. Well I'm dying but not right now. I've been trying to take the life I've found, and make a fire out of all that's left, but I keep getting burned. I can see them all my faults, but you can only see where I begin to start. And I've been trying to show my work, but that's my least favorite part. Running my mind, making it up as it goes around. Don't hold it against me. You can hold me against it. Don't hold me down.

 If the sun turns to a shooting star, and leaves us with nothing much to say. This is not a fear trap, you can't pass a test you don't take. If you go looking you'll find it when it goes quiet behind your eyes. When the roof starts to bust, hell when I start to bust, with everything we need but time. And when the sun becomes a shooting star, and it goes from where we are don't hold it against me. You can hold me against it. Don't hold me down.

25 Haziran 2017 Pazar

Turnike

eriyorsun

elimde kuytu bir biletle
turnikeye yürüyorum ,
 elimi sıkıca kavramış zorbalığını duyuyorum 
..telaşını , kaygımı

bir girdap suratın kabullenişi faslında
beni karşılayan bu sunak 
motifini harcadıkça
pusulama yalvarıyorum

satıyorum , alıyorum 
turnikeye bakıyorum
karıyorum , oynuyorum ve dağıtıyorum
hislerimiz , sis içinde bir silüetle ..
dansa başladığında inceliyor seslerimiz

belki de tam aralıkta durması için dönen bir çarktır
bu turnike

ne bir tıktan ileri
göt cebimde kıvrılmış bir nottan
rakamlara baktırır
bir evin barkodunu yırtarım

bu da ne ?
dolambaca giriyorum , saplı gülümsemenin altında 

turnike benden heyecanlı

fenerlere bakıyorum
siktir
hepsi ışıl ışıl
jartiyerli paslarla kırıştırıyor beni

ne halt ?

yol berenis'in saçları 
tempo neptünün metronomu
şeklinde 

daktilom sesli yürüyüşüyle 
altları rahatsız ediyor
ama seni biliyorum
sakince uyuyabildiğini

elleri görüyorum hafif sıyrıkla atılmış

sen de görüyorsun
ellerinin olmadığını

durup durup söyleniyorsun
ne halt bunlar ?

bu turnike bütün yıldızları yoluma patlatıyor
sabaha doğru mıntıkamla kozmosa bulanıyorum

aklımı hayal ediyorsun
bir kıyma makinesinde binlerce kurtçuk

her şeyin beni yakalamaya çalıştığı gece
ne düşündüğünü biliyorum
ne düşündüğümü biliyorsun

ama onlara yaptıracağım hilelerini
yoksa benim daha güzel bir planım var 

senin için 
hecelen.

 .


22 Haziran 2017 Perşembe

Elbruz Falı

zihnim
stabil eksenimde dönmeye başladığında 
bir kaldırım bulup 
iskambilleri senaryoya dağıtıyorum
fakat bu çocukların seslerinden daha ileriye gitmiyor 

bu kaldırım
dünyayı asla sahte görmüyor
aksine bu o'nu gerçek yapıyor

sana şiş gözlerinde traşlanmış sabahlar getiriyor
ve bu seni gece yapıyor

tül gözeneğinde büyüyen düzlüğün tabelası
devriliyor
!
ses
sana bir örtü üzerinde her şeyi getiriyor

ama bir saniye
her şeye dargın mısın ?

belirli aralıklar sever misin ?
çatalı tabağın kenarına mı koyarsın yoksa elinden bırakmaz mısın ?

seni kaçta uyandırayım 




i had never felt as alone 
as i did when you were mine 
our minds are worlds apart 
as our bodies intertwine 
the fruits of my labor 
were bitter to taste 
with eyes looking elsewhere 
and a hand around your waist 

with all thoughts forgotten 
as feelings faded 
i thought there was anything 
i would have traded 
but i was wrong 

as you weep you say 
at least we gave it a chance 
but now i'm looking back 
and i can see 
its just another failed romance 

with all thoughts forgotten 
as feelings faded 
i thought there was anything 
i would have traded 
but i was wrong

21 Haziran 2017 Çarşamba

Meriyogra


 
olmayan bir kelimeyi ağzından çıkararak senaryodan kopmuştu
mütevazi biletlilerinin alkışı kesilince
kurnazlıkla sahnenin tekrarı için bir mola istedi
ve basamaklardan inerek kulisin kapısını açtı
yanımda kıyafetini değiştirirken buhar gücüyle çalışan bir tren gibiydi
çıplaktı , mütevazi değildim ve biletim yoktu
kendi kendime bastonunda sigara söndüren bir ihtiyar gibi homurdandım
bir şey söylemesini beklediğim telaşlılığında
önce bir kol girdabıyda caddeyi
sonra beline vuran dalgalarla tekneyi itti
bir süre sonra yüzüme baktığında
bu deformelerde oluşan sorguyu erteleyip
dayanıklılık noktasında gezinmesini izledim
sonra tekrar sahneye çıktı
yılmayışını değil rezilliğini alkışlıyorlardı
perde bitimine kadar kuliste bekledim
oyun bitti , alkış kesildi
duyduğum gürültü kulağıma eğilerek başardığını söylüyordu
fakat onu kulise geri getiren rayları titremedi
sahnede vagonlarını taşıyorlardı
çıplaktı
bu defa ben mütevazi olmak zorundaydım
sigara paketimi yeni açmıştım
ve cebimde yeterince param vardı
ses kesildikten 3 sigara sonra sahneye çıktım
her rolü oynayabilirdim
çünkü sahnenin ışığını açık unutmuşlardı
ama sahnede aradığımı bulamadım
haz yoktu .. kimse yoktu
artık biletli biri gibi olmak
ve hiç yoktan bir vagon kazanmak istiyordum
mütevazi biletlileri gibi oturdum koltuğa
direkt sahneyi karşıdan görüyordum
kıçımın altındaki zengin bir biletti
 alkışlamaya başladım
bu bedenimin bilincime yaptığı düşük tempolu bir protesto alkışıydı . Sonra durdu .
 o korkunç kaosun arkasında kalan sessizliği dinlerken
apar topar içeri biri girdi
trenin herhangi bir vagonunun herhangi bir görevlisiydi
unuttuğu paltoyu alıp çıktı
dışarısı sıcaktı & tren buharlıydı

bütün makinistler bir treni hareket ettirebilirlerdi - dedim
ve tekrar kulise girdim . sabaha kadar orada bekledim

tekrar gelecekti , bundan emindi
 
//
 
her şeyi kaybetmişlik hissini parmak uçlarımda toplayıp
üşümeye başlamıştım 
 
bütün insanların nefesleriymiş sanırım burayı ısıtan 
 
sahneyi ve her şeyi terkedip istasyona doğru yürüdüm
 trene biletsiz bindim 
cam kenarı şansımı düşünürken karşıma ihtiyar bir adam oturdu
yüzündeki çizgilere rağmen huzurlu bakışları vardı 
ama poşeti kin kusuyordu
içinden birkaç şeyin yerini değiştirikten sonra ağzını bağlayıp yere koydu
poşet susmak bilmiyordu
son canını veriyordu belki de ama inanılmaz kaptırmıştım kendimi 
hızlıca kalkıp , indim ve yürümeye başladım 
 
camlardaki afişler tek bir sahneye koca bir tabelaydı 
mükemmel bir sahne buldum diye düşündüm
kuliste sahneyi programlamasam da 
biletli bir seyirci olmanın hazzını alabileceğimi umdum 
 
öyle de oldu
inanılmaz sıcaktı içerisi 
üzerimdeki paltoyu çıkartıp askılığa yürüdüm
sonra meriyogra çıktı sahneye 
ne olacağını iyi biliyordum 
sahneyi terkedecek ve onu takip edenlerle birlikte yürüyecekti
ben de fırladım peşlerinden 
 
meriyograyı takip ediyorduk 
birden o üşümeyi tekrar hissettim 
fakat bu defa her şeye sahiptim 
korkuyla karışık paltomu hatırladığımda hafif gülümseyerek ve koşarak geri döndüm
 
içeride en ön koltukta biri oturuyordu 
ne aptal bir adam ama dedim içimden 
dışarıda festival var ama o boş sahneyi izliyor 
 
böyle düşünmem için çok zaman geçmişti
o an bir basamak daha çıktığımı hissettim
önceyi umursamayıp vücut ısımı hatırlatan paltoma kavuştuktan sonra 
meriyograyı takip eden insanları yakaladım
 
asla çok uzaklaşmazlardı , bundan emindim
 
///
 
önümdeki insanlar kalabalıklaştıkça
meriyogranın dalga gücü en baştan sonra doğru eğimini arttırmış olmalı ki
önlerden birisi bağırmaya başladı
 
- meriyogra yok ! onu kaybettik , bizi atlattı . 
..kimse şaşırmamıştı 
 
geri dönenler ,
yan sokağa sapanlar ,
hâlâ umudu olup yoluna devam edenler ,
bir sonraki an için sabitlenenler ,
kimse .
aralarında dolanan kelimeler arasında
- yine -
krallığını kurup adını zehirliyordu
 
göz bebeğimi genişleten çivilerle
kuliste olacağını düşündüm meriyogranın
 
tren hazırdı 
hiç beklemedim 
biletimin ucunu hafif cebimden çıkartmış olarak bindim
 
 yaşlı adam oradaydı
 poşeti uyuyordu 
huzurluydu 
 
sıra ve süratle
aklımdaki sahnelerden objeler geçiyordu
oturduğum cam kenarından göründüğü gibi dışarısı 
 
aralarında zihnimin absürt objeleri de geçse senaryoyu tümleyip anlayabiliyordum
ve bir sonraki hareketimi tasarlayabiliyordum
 
 en son hezârfen ahmed çelebi alakasız bir şekilde 
beynimde bir bant aralığında görülünce
sinirli bir gülümsemeyle başımı salladım
görüntünün gitmesi için
 
ihtiyar aşırı rahatsız olmuştu bu yaptığımla
hemen poşetinin ağzını aştı 
ve içinden bir şeylerin yerini değiştirdi
 
sonrası aynı hikaye
poşet kin kusuyordu
 
ineceğim yere kadar bu ihtiyarın bütün her şeyi yönettiğini düşündüm
 ve ineceğim yere kadar hem bu düşünceye hem de çıkan sese direndim
 
ulaştığımda yerime
ilginç şekilde sanki sahnede biri oynuyor gibi bir ambiyans vardı 
 
kar zorla düşüyordu yere ve taşlara direnmiş yoldaşsız tek sokak lambası
bütün devrimini giriş kapısında yapıyordu
 
ilerledim ve kapıyı araladım
 alkış ve ayaklanan seyircilerin gürültüsüyle içeri girdim
 
tek umudum arkamda meriyogranın olmasıydı
bu yüzden birkaç defa arkama baktım
ama yoktu
 
içerisi inanılmaz sıcaktı
hemen paltomu aldılar
övgü sözleriyle
kadehimi elime sıkıştırmış şekilde ağır ağır ilerliyorduk
 
sahneye çıktım
aklım meriyogradaydı
sürekli alkışlanıyor ve kaygılanıyordum
 
ön koltukta ihtiyarı gördüm
tek yanaklı gülüşüyle poşeti havaya kaldırmış içinin boş olduğunu gösteriyordu 
biraz eğilerek şükranda bulundum

sonra orayı terk etti
o kadar kaos vardı ki içeride kapıdan çıkması 2-3 dakikasını aldı 
 
artık giçbir şey gelişmiyordu
sahne aynı sahnede kalakalmıştı
bu çıkmazın içinde ve aciliyetinde olup biteni düşündüm
 
ilk eylemim
olmayan bir kelimeyi düşünmek oldu
ve çok geçmeden buldum
ağzımdan çıkardım ve bütün mütevazi biletlilerimin üzerine dağıttım
 
sahnedeki düğüm açıldı
ve hızla kulise koştum
 
kuliste meriyogra
 meriyogranın yüzünde ihtiyar adamın huzuru
 ellerindeyse kinini kaybetmiş bir poşet
 
sarılmak için üzerine adımlarken
elini poşetin içindeki biir şeylerin yerini değiştirmek için kullandı
durmuyordum
 durmuyordu
 
bu bağın etrafında dönmeye başlamıştı sabırsız izleyicilerimizin sesleri  
sahneye bekleniyorduk
ihtimalimde meriyogra çıkacaktı sahneye
çünkü bir şeyler hep değişiyordu o poşetin içinde
o yüzden biraz daha sarılıyordum 
devinimini hissedip bağı çözdüm
-hızlı ol dediğini duyduğumda önce ihtimalimi siktirettim
sonra koşmaya başladık
ona asla yetişemiyordum
ama mesafeyi de stabil tutuyordum
ara ara arkaya dönüp hiç koşmuyormuş gibi
- uyuyacağız - çok yorulduk , uyuyacağız 
diye bağırıyordu
 
asla üşümeyecektik , bundan emindik 
 

19 Haziran 2017 Pazartesi

Ama , Veyahut ve Çünkü

ama
.
tarif etmek mümkündür bu kenti
veyahut bu kentin içindekilerini
.
çünkü 
.
sarmal kurmacada
miras bırakır 
fevri eklemlerini
bir devir
.
ama
tarif etmek hüzündür bu devri
veyahut bu devrin zehirlerini
.
çünkü 
.
pastel parçasında
italik ellerinde
tümünü kısaltır
bir resim
.
ama 
ziyan etmek övünçtür bu resmi
veyahut bu resmin delillerini

çünkü 
.
gazete kumaşında
kahvesini unutur
temkinli yaşamıyla
bir kadın
.
ama 
firar etmek gülünçtür bu kadını
veyahut bu kadının kentlerini
.
çünkü
.
sahile inen sokağında
kışını unutur 
süs külleriyle
bir adam
.
ama
tarif etmek mümkün değildir bu adamı
.


18 Haziran 2017 Pazar

Kuzey

52 saat neptün resitali
ve eklemlerimde tanrılaşmış yorgunluklar defilesi

cicero !
kim bu takırtıların sahibi 
yoksa belli belirsiz zar atan zihnin silsilesi mi ?

burk 
uzak tinin ülkelerini

yılları sündür 
ve zamanda bir yolculuğa başla

taşlar göğüslerinde matah
dudakların zincir jeton

bu gece sana daha çok yaklaşıyorum
yüzünü tam seçemiyorum
ama ayakların yalın 

17 Haziran 2017 Cumartesi

23

Zihnimi rendeleyen bu kuşak 
Sanırım
Foton istilasında sarı mücevherlerimin
Koruyucusu

Karıştırdığım geceyi
Sabaha durulurken

Bir yolda yağmuru başlatan 
Ve Alçak sesle konuşan
Olsun-umu
Kucaklarım

Gözü kapalı sarılışların ağıtı
Dünyanın 
Fakatlarını 
Bağışlar

Ben bir af için
Zihnimi bulandıran 
Kumları 
Kucaklarım

Gözlerimi kapattığım bir ağıt
Dudaklarımdan tek bir söz çıkmıyor 

Çünkü geoit perdeyi herzaman bağışlarız
Fakat ben neredeyim



S'de ne var ?


pötikare ilizyon nevalemin
askılıklarında taş kesen uyak
saplıyorken kuma
robot tellerinde emrime uymuş bayrakları

 içlerine uzanan yalın girdapların ağızlarındaki inlemeleriyle
natürmort çıplaklığın
tin-ci zorbalıklarını
tembihledim

rest-e pay için
çan çalar bütün solucanlar

aynı anda

kafadan aynı mısra

başlık



15 Haziran 2017 Perşembe

Pruvadan Cıvadraya Paraketa Fikri

 istirahat tümseğinde zımbaladığım tüm nüshalar gibi
raf tozu üfleyen şu fikir 
 madalyonun ön yüzündeki motife saplanan bir devrim iğnesi 

yönergelere yönlenip
bilumum işleyişte neşeyi üzerime düğümleyip
yerini çözeceğim

çarp .


pruva : deniz taşıtlarının ön bölümü , baş tarafı
cıvadra : deniz taşıtlarının baş tarafından havaya doğru olarak uzatılmış direk
paraketa : üzerinde yüzlerce kanca bulunun olta


13 Haziran 2017 Salı

Nihayet Kaldırımı

yeri ve zamanı önemsiz bir sokağa fırlayıp
önüme kim çıktıysa yalanlar söyledim

kaldırımların altından bir nehrin geçtiğini
levhaların insan kemiklerinden yapıldığını
hareket eden şeylerin aslında durduğunu 
göğün bir gözbebeği olduğunu 

vesaire 

sokak bir olguydu

ve diğer her şey
mola vermiş gerçeklerin düşündürücü fiyaskolarıydı

bu
yeri ve zamanı önemli
bilanço ilanımda sökük tınaz 
bandın yapışkanlığını kaybetmesine ithafen ..

                              ..yavaş düşmüş 'nihayet kaldırımı'ndan

ırgatlar ar çatılarından yoksun barakalarında
 baltalarıyla teknemi parçalamaya çabalarken
arkalarından yansıyan ışığı gölgelerinde hapsettim

hücrelerine bıraktığım bir tas eylemsizliğin rotasında 
 susadıkları şey için damaklarını yok etmekti
kuraklık böyle gelişir

senaryoya eklenmiş kurgular
bir başka imza tarafından desteklendiği zaman 
zamanı oyaladığım bir kumarbaza dönüşürüm

aslar ikincillerin yatağıdır
kendime söylemeyi ihmal ettiğim şey 
o yastıklarda hâlâ solucanlar evcilleştirdiğim











12 Haziran 2017 Pazartesi

Kanıt


bana burada olmadığımı söylüyorsun
..bu dünyada olmadığımı

ama ben , sadece gözlerimi bir noktaya dikmiş
 bir şey icat etmeyi bekliyorum

boynum eğimlerindeyken
burada olmadığımı savunuyorsun
ısrar ediyorsun sana hiç bu dünyadan çalmadığımı

fakat seni duyuyorum
bu dünyadan bir gülümsemeyle yanağına uzanıyorum
sadece seni yalanlamak için

ama birkaç saniye içinde
tekrar başlıyorsun

burada olmadığımı söylüyorsun
bu dünyada olmadığımı

seni duyuyorum
bu dünyadan bir donuklukla dudağına dolaşıyorum
sadece seni yalanlamak için

ama işe yaramıyor
kurtuluyorsun
başa dönüyorsun
fırsatını buldukça burada olmadığımı söylüyorsun

bu dünyadan bir eldivenle ellerini kavrıyorum
sadece seni yalanlamak için

bu kez işe yarıyor

gözlerimi diktiğim noktada 
gözbebeklerinin büyüdüğünü görüyorum
ellerin küçülüp kaçıyor avcumdan

burada olmadığını söylüyorum
hiç reddetmiyorsun

seni duymuyorum


11 Haziran 2017 Pazar

birkaç gün radyosu



I won’t run away no more, I promise
Even when I get bored, I promise
Even when you lock me out, I promise
I say my prayers every night, I promise

I don’t wish that I’m spread, I promise
The tantrums and the chilling chats, I promise

Even when the ship is wrecked, I promise
Tie me to the rotten deck, I promise

I won’t run away no more, I promise
Even when I get bored, I promise

Even when the ship is wrecked, I promise
Tie me to the rotten deck, I promise

I won’t run away no more, I promise


10 Haziran 2017 Cumartesi

Alaka Katında Çul Çekmece

devasa bir yük treninden kopan
 ağır aksak ufak bir ıslık

silüetli tünellerinin bozbulanık tanrılarından olunca taraf

istasyon kucakları
 kır atların nallarında kalkar şaha

ibadet kın ,
mumlar söndürür
hemzemin dudaklarında
ve
rengini açar
sergisinde talan edilmiş konçertolar

muşamba aklında
gökle yeri ayıran 
şu tabaka

olur
güne avdet dayatan perdelere korniş deray

uyur halklar 
büyür rüyalar
rivayetler kararınca

ama
zihin  , yalnız kalan yapışkan bir düşman 
böylece her yansımayı karartır ve dozu öldürür

geç kaldığım bir yer için
olanlar olmuş gibi